Her insan düşünme sürecinde görsel imgelere dayanır, belirli kavramları veya kavramları kullanır. Buna ek olarak, kelimelerin yardımıyla düşünebilir. Bu şekilde, insanlar her iki düşünme biçimini de uygularlar: sözel olmayan ve sözlü bir bileşenle.
Sözel düşünme, dilin mantıklı ve yapısal bir şekilde kullanıldığı düşünme biçimidir. Genellikle kelimelerle ifade edilen kavramlar, soyut düşüncelerin ve mantıklı ilişkilerin oluşturulmasında kullanılır. Bu tür düşünme, problem çözme, planlama ve iletişimde önemlidir.
Sözel olmayan düşünme ise genellikle görsel imgeler, semboller veya fiziksel algılar üzerinden yapılan bir düşünme biçimidir. Bu düşünme tarzı, özellikle yaratıcı ve sanatsal düşünme süreçlerinde daha baskın olabilir. Çoğu zaman, zihinsel görselleştirme ve mekânsal düşünme gerektiren görevlerde sözel olmayan düşünme öne çıkar.
Her iki düşünme biçimi de insanların bilişsel gelişiminde farklı aşamalardan geçer. Küçük yaşlardaki çocuklar çoğunlukla sözel olmayan düşünme süreçlerini kullanırken, yaş ilerledikçe sözel düşünme becerileri gelişir. Ancak, bazı insanlar için bu iki düşünme türü arasında geçiş sağlamak daha zor olabilir. Örneğin, matematiksel ve mühendislik problemleri çoğunlukla sözel olmayan düşünme gerektirirken, edebi analizler ve dil bilgisi çalışmaları daha çok sözel düşünme becerilerini içerir.
Sonuç olarak, her iki düşünme biçemi de insanların düşünsel kapasitesini ve problem çözme becerilerini geliştirir. Bu düşünme tarzlarını dengelemek ve birlikte kullanabilmek, bireylerin daha esnek ve yaratıcı düşünmelerine olanak sağlar.
Nedir bu??
Tüm insanlar aynı eylem, olgu veya nesne hakkında farklı şekillerde düşünür. Her bir entelektüel düşünme tarzı doğrudan görsel imgelerle (sözel olmayan tip) veya soyut işaret yapılarıyla (sözel tip) düşünme becerisine bağlıdır.
Psikolojide şu kabul edilir Sözel (soyut) ve sözel olmayan (uzamsal) düşünme zeka türüne bağlıdır. Sözel zeka, bireyin edindiği bilgileri bir dizi kelime yardımıyla sistematik hale getirmesine ve dikkatlice analiz etmesine, okuma, yazılı ve sözlü konuşmada ustalaşmasına olanak tanır. Sözel ve mantıksal düşünmeyi yansıtır. Sözel olmayan zeka uzamsal nesneler ve görsel imgelerle çalışır.
Her iki düşünce türü de birbiriyle ilişkilidir. Birindeki düşüş diğer türü de etkiler. Az gelişmiş sözel düşünme, bilginin algılanmasını ve anlaşılmasını etkiler. Sözel olmayan düşünce sürecinin düşük seviyede olması konuşma gelişimini engeller. Örneğin, bir kişi bir nesnenin şeklini, boyutunu ve oranını tanımada zayıfsa, tasvir açısından benzer olan harfler konusunda kafası karışabilir.
Mekânsal düşünme olmadan konuşma aygıtını geliştirmek mümkün değildir.
Bu tür düşünme eylemi görsel nesneler temeline dayanır. Yardımıyla, bir kişi tasvir edilen nesnelerin benzerliklerini ve farklılıklarını bulabilir ve konumlarını doğru bir şekilde belirleyebilir. Nesnelerin temsili ve görsel-duyusal imgeler algı sürecinde ortaya çıkar.
Bu tür düşünme faaliyetinin temeli konuşmadır. İç veya dış yansıma sürecinde gerçekleştirilebilir. Nesnel dünyayı sözel bir biçimde yansıtmak insana özgüdür. Kelimelere hakim olmak, bir kişinin başka bir kişiye doğru mesajı iletmesini sağlar. Düşüncelerini kelimelerle ifade edememek başkalarıyla iletişim kurmayı zorlaştırır.

İyi gelişmiş sözel ve mantıksal düşünceye sahip kişiler esnek bir zihne sahiptir, bir görevden başka bir sorunu çözmek için kolayca geçiş yapabilirler. Zengin bir hayal gücüne ve yüksek duygusal seviyeye sahiptirler, kavramlar, yargılar ve çıkarımlarla özgürce hareket edebilirler.
Sözel yetenekler, sözel ve mantıksal düşünme sonucunda elde edilen düşünceleri ifade etmek için konuşma becerilerinin ustaca uygulanmasında kendini gösterir. İnsanlar analiz edebilir, genelleme yapabilir, teoriler ve hipotezler oluşturabilir.
Bununla birlikte, sözel ve görsel düşünmenin gelişimi genetik faktörlere bağlı olsa da, çevresel faktörler de büyük rol oynamaktadır. Erken yaşlarda öğrenilen dil becerileri, sözel zekanın temellerini atar ve bireyin çevresindeki dünyayı anlamasında önemli bir araç haline gelir. Aynı şekilde, görsel-uzamsal zekanın gelişmesi, çocuklukta yapılan çeşitli oyunlar ve aktivitelerle desteklenebilir. Örneğin, şekil ve renk tanıma, yönler ve mesafelerle ilgili oyunlar bu tür zeka becerilerini geliştirir.
Farklı düşünme tarzları, bireylerin dünyayı algılayış biçimlerini etkiler ve öğrenme süreçlerini şekillendirir. Sözel zekası gelişmiş bir birey yazılı metinleri hızla anlayabilir ve konuşmalarında derinlikli analizler yapabilirken, görsel zekası güçlü olan biri, grafikler ve haritalar aracılığıyla bilgiyi daha kolay işleyebilir. Bu nedenle, eğitim ve öğretim süreçlerinde her iki zekâ türünün de dengeli bir şekilde geliştirilmesi önemlidir.
Sonuç olarak, her bireyin düşünme tarzı kendine özgüdür ve bu tarzlar arasında denge sağlamak, kişisel gelişim için önemli bir adımdır. Düşünme becerilerini geliştirmek için, hem sözel hem de görsel düşünme süreçlerine odaklanmak ve bu süreçleri pratikle desteklemek gereklidir.
Farklılıklar
Psikologlar, sözel olmayan düşünce yapısına sahip kişilerin işaret formunda sunulan en basit görevlerle bile başa çıkmakta zorlandıklarına inanmaktadır. Sözel tipte düşünme aktivitesine sahip bireyler Görsel imgelerin kullanılmasını gerektiren görevlerin başarılması zordur. Ama onlar yabancı dil öğrenmeye yatkın olmak.
Sözel olmayan düşünceye sahip kişilerin çizim ve boyama alanında eğilimleri vardır. Şemaları ve çizimleri iyi anlarlar ve çeşitli konstrüksiyonlar oluşturabilirler. Bir kişinin beyin yapılarındaki görsel düşünme sürecinde nesnelerin ve olguların net görüntüleri, sözel düşünme sürecinde ise soyut işaret yapıları ortaya çıkar.
Düşünme, diğer insanlarla iletişim sürecinde oluşur. Her iki düşünme türü de bilginin bir kişiden diğerine aktarılmasını kolaylaştırır. Sözsüz iletişim jestler, yüz ifadeleri ve hareketlerin dili aracılığıyla gerçekleştirilir. Sözel-konuşma biçimleri dil yapıları aracılığıyla oluşturulur.
Konuşma faaliyeti sözlü ve yazılı olarak monologlar veya diyaloglar şeklinde gerçekleştirilir. Gerçekleştirilmesi için Dilin dilbilgisel ve sözdizimsel özelliklerini öğrenmek, sözcük (kelime) yapısına hakim olmak önemlidir.
Sözlü konuşmayı gerçekleştirmek için fonetiğe, yani sesleri kulakla ayırt etme becerisine ve doğru telaffuza hakim olmak önemlidir.

Nasıl geliştirilir?
Sözel düşünme, insanların kendilerini tanımalarına ve geliştirmelerine, başkalarıyla iletişim ve etkileşim kurmalarına yardımcı olur. Bebeklikten itibaren çocuklarda geliştirilmelidir. Bebekler görsel ve mecazi düşünme ile karakterize edilir, yani sözel olmayan bileşen baskındır. Küçük çocuklar dışsal ve genellikle önemsiz işaretlere dikkat ederler. Düşüncelerini kelimelerle ifade edememeleri, sözel imajın henüz oluşmadığı anlamına gelir.
Sözel ve mantıksal düşünmeyi geliştirmek için, okul öncesi çocuklar masallar yazmaya, bilmeceler çözmeye ve çizgi filmleri yeniden anlatmaya teşvik edilmelidir. Basit mantıksal görevleri çözmeli, atasözlerinin ve atasözü sözlerinin anlamını açıklamalıdırlar. Zamanla, çocuk aldığı bilginin anlamını tekrar anlatma becerisi kazanır. Daha fazla öğrenme, ilk yıllarda geliştirilen seviyeye bağlıdır. Sözel düşüncenin oluşumu ne kadar erken başlarsa, çocuğun eğitim materyalini öğrenmesi o kadar kolay olur.
Küçük yaştaki öğrencilerde düşünme faaliyetinin gelişimi bir dizi aşamadan geçer.
Tüm aşamaları geçmenin etkinliği doğrudan sözel düşüncenin gelişimine bağlıdır. Bir çocuğun konuşması başkalarıyla iletişimin etkisi altında şekillenir. Konuşmanın gelişimi, düşünme sürecinin oluşumuna yansır. Bunu geliştirmenin birçok etkili yolu vardır. Karmaşık olmayan grup oyunları çocuklar ve yetişkinler için çok uygundur.
Yararlı Yöntemler ve Stratejiler
Sözel düşünmeyi geliştirmek için yazılı ya da sözlü alıştırmalar yapabilirsiniz. Düzenli olarak yazı yazmak, düşüncelerinizi daha açık ve mantıklı ifade etme becerisini güçlendirir. Aynı şekilde, sesli okuma yapmak, düşüncelerinizi kelimelerle daha etkili bir şekilde organize etmenize yardımcı olur. Bu yöntem, kelime dağarcığını genişletmek ve dil becerilerini pekiştirmek açısından oldukça etkilidir.
Sözel olmayan düşünmeyi ise görsel materyallerle destekleyebilirsiniz. Örneğin, harita ya da diyagramlar üzerinde çalışmak, soyut kavramları somutlaştırarak daha iyi anlamanızı sağlar. Görsel hafızayı kullanmak, karmaşık bilgileri anlamada büyük rol oynar. Bu tür araçlar, farklı bir perspektiften düşünmeyi teşvik eder.
Yaratıcı problem çözme teknikleri hem sözel hem de sözel olmayan düşünmeyi geliştirmek için oldukça etkilidir. Beyin fırtınası yapmak, belirli bir sorun hakkında olabildiğince çok fikir üretmek, düşünme becerilerinizi geliştirir. Çeşitli çözüm yolları üretmek, daha esnek düşünmeyi ve sorunları farklı açılardan görmeyi sağlar.
Mind mapping (zihin haritaları) oluşturmak, özellikle soyut düşünceleri somut hale getirmek için çok faydalıdır. Bu strateji, bir kavramı ya da problemi bir merkezi noktaya bağlayarak farklı alt başlıklara ayırmayı sağlar. Zihin haritaları, bilgiyi organize etmek ve ilişkileri görmek için güçlü bir araçtır.
Yapılandırılmış düşünme teknikleri de oldukça etkili olabilir. Örneğin, bir problemi çözmeden önce, ne bildiğinizi ve neyi bilmediğinizi sıralamak, problemi daha net bir şekilde anlamanıza yardımcı olur. Bu tür stratejiler, hem sözel hem de sözel olmayan düşünme becerilerinizi geliştirebilir.
Simülasyonlar ve rol yapma gibi uygulamalar, özellikle sözel olmayan düşünme becerilerini artırmada yardımcı olabilir. Bu teknikler, belirli durumları görsel ve duygusal açıdan canlandırarak, düşünme süreçlerinizi zenginleştirir. İnsanlar, karmaşık sosyal etkileşimlerde daha etkili olmak için bu tür egzersizler yapabilirler.
Sözel ve Sözel Olmayan Düşünmenin Eğitimdeki Önemi
Sözel düşünme, dil aracılığıyla bilgi işlemeyi gerektirirken, sözel olmayan düşünme görseller, semboller ve duygular gibi dil dışı unsurları kullanır. Her iki düşünme tarzı da öğrencilerin bilgiye nasıl eriştiklerini, anladıklarını ve öğrendiklerini doğrudan etkiler. Eğitimde her iki tür düşünmenin de dengeli bir şekilde kullanılması, öğrencilerin farklı öğrenme ihtiyaçlarını karşılamayı sağlar.
Sözel düşünme, öğrencilerin okuma, yazma ve konuşma becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Bu beceriler, özellikle dilsel ifadeyi kullanarak fikirlerin düzenlenmesi, mantıklı ve net bir şekilde iletişim kurulması gereken derslerde önemlidir. Eğitimciler, öğrencilerin sözlü ifadelerini kullanarak mantıklı argümanlar oluşturabilmelerini ve dil becerilerini geliştirmelerini teşvik etmelidir.
Sözel olmayan düşünme ise özellikle problem çözme ve yaratıcı düşünme alanlarında büyük rol oynar. Görsel zekâ, geometrik ve mekânsal düşünme becerileri, matematiksel veya sanatla ilgili derslerde ön plana çıkar. Bu tür düşünme, soyut kavramların anlaşılmasında ve uygulamalı becerilerin kazanılmasında etkilidir. Öğrencilerin soyut düşünme becerilerini geliştirmeleri için, görseller ve simgelerle zenginleştirilmiş öğrenme materyalleri kullanılabilir.
Eğitimde sözel ve sözel olmayan düşünmenin harmanlanması, öğrencilerin daha derin bir anlayış geliştirmelerine yardımcı olur. Bir öğrenci, sözel olarak matematiksel bir problemi açıklayabilirken, aynı zamanda sözel olmayan şekilde bir çizimle veya grafikle çözümünü de gösterebilir. Bu yaklaşım, bilgiyi hem kelimelerle hem de görsellerle işleyerek, farklı öğrenme stillerine hitap eder.
Öğretmenler, derslerinde bu iki düşünme tarzını entegre ederek öğrencilerin daha etkili öğrenmelerini sağlayabilir. Sözel düşünme, dilsel becerileri güçlendirirken, sözel olmayan düşünme ise öğrencilerin yaratıcı ve analitik düşünme yeteneklerini destekler. Bu denge, öğrencilerin hem akademik hem de kişisel gelişimlerini olumlu yönde etkiler.








